O’nsuz olduğunu bildiğin bir Ankara’da uyanmak bir sabah,
gözleri nemli...
Arıyorsa gözün, kulağın her yerde..
Ama artık bulamıyorsan ve biliyorsan nedenini...
Uyanmak bir sabah Ankara’da ,
Ve gözleri nemli..
Bir kalem, boş bir sayfa ve birkaç satır karalama..
Hala neden olduğunu bilemediğin sıkışma..
O anın verdiği kayıtsızlıkla uzaktan bir veda...
Daha sonradan aklına düşen,
İçini acıtan,
O anda farkettiğin gitmenin gerçeği,
Kalmanın anılarla dolu yükü...
Yaşanmamışlığa karşı yaşattığın.
Ne zaman ki duyduğunda bu kokuyu
Aramanın manasızlığıyla ilk karşılaşmandan sonra bile,
Değişecek olan ne?
Belki bir tesadüf,
Uzak bir ihtimal...
Son giden mi senden mutlu olmasının dileği?
Biten anıdır,
Yarım kalan acı,
Başlamamış ise acıtır..
Öyle ki, içinde bir yara
Her geçen gün daha da derinleştiğini hissettiğin.
Kabuk tutar da bir gün,
Nasıl olduğunu farkedemezsin...
(25 Şubat ’09)
#Nasıl ve neden ? : http://buradayoktular.blogspot.com/2009/10/250209.html
Kimilerinin iletişim aracıdır sözcükeler, hani konuşmayı hiçbir zaman beceremeyenlerin sığındığı ; benim gibiler için ise sadece elçidir, duyguların yansıması için gereken ayna misali, hani konuşması gerektiğinin farkına bile varamayanların yardım dilercesine sözcüklere koşması; ilham perim, yaşadıklarım; sözcüklerden sadece yardım alırım. Sığındıklarım... dışarı vurabilecek gücü bulabilsem... ah keşke... sözcüklerim sadece zahiri...
"Hala neden olduğunu bilemediğin sıkışma.. "
YanıtlaSilbayıldım!