Sen sevmezsin ama birer
kahve yaptım ikimize,
Sade benimki, seninki
sütsüz ve az şekerli,
‘Zaten zehir gibi, bari
biraz şeker atmalı’ değil mi?
Kahvenin tadı öyle çıkar çünkü,
öbürü de kahve mi?
Oturdum yine masanın
başına, elimde kâğıt kalem…
Anlatmak istediklerim
var, gözyaşlarımla beslediğim.
İçeri değil hem de bu
sefer, bu akşam dışarı bir tanem.
Hiçbir kelimeyi
beğenmiyorum neden sonra.
Ne seni anlatmaya
yetebiliyorlar, ne de yaşadıklarımızı.
Ya ben beceremiyorum
yazmayı, ya da benzetemiyorum hiçbir güzele, iyiye…
Ne de güzel aşk şiirleri
var oysaki.
Birlikte konuştuğun kadar
birlikte susabildiğin biri varsa hayatında,
İşte bence o zaman, o
hayat yaşamaya değer…
Birlikte güldüğün kadar
birlikte ağlayabildiğin,
Aynı şarkıyı defalarca
birlikte söyleyebildiğin,
Çocuksu yüreğini
yanındayken gösterebildiğin,
En çıplak haliyle
yüreğini, savunmaya gerek kalmadan yüreğine teslim edebildiğin…
Neyi anlatabilirsin hangi kelimeyle?
Bizi anlatan bir lisan
bulamadım henüz.
Bizi anlatmaya -seni sana
mı, seni bana mı- çalışmak bile büyük bencillik.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder